24 Ocak 2014 Cuma

koku

parfumu buldu misirli, bekledi
cam bulundu,
siselediler parfumu.

kestim bir limonu ortadan, batirdim karanfilleri, bekledim.
geldi o yaz gecesi, basucuma oturdu.


18 Ocak 2014 Cumartesi

alkol

ortaokuldayiz, yilbasini kutlayacagiz aysu'larda. Ilk defa evden disarida yeniyil kutlamasi, komsu evde yasitlarimizla uc bes saat gecirmekten ibaret bir parti ama bizim icin cok onemli.
cin almis birileri, icilecekmis, iciyorum, o gece kusarken oluyorum zannediyorum, cinin kokusuna dayanamiyorum, bir daha da agzima surmedim.

lisede kurucesme parkina dadanmis, kirmizi sarapla dost olmusuz. ben anlatiyorum o yag gibi akiyor bogazimdan beni dinlerken. birlikte bogazi seyrediyoruz. sonra uzun yillar ara verdik dostlugumuza taa ki kalitelisini taniyip bilene dek.
simdi nadiren hasbihal ediyoruz.

17 yasimin baharinda, mete, bar ruhsati alamayinca anadolu pop muzigi'ni yasatma dernegi'ni kurmus ortakoy'de, cizik plaklardan muzik yapiyor. ayva tuyu biyiklarimda bira kopugu, birayi cok seviyorum.

benim en iyi dostum ickim, sigaram, onlar da terkederdi olmasa param diyor tanju okan, kira odemem gerekiyor, is buluyorum. birayi terketmeden yeni tanistigim rakiyla aldatiyorum.
sek icebiliyorum ancak rakiyi, suyla karisinca olmuyor. mezesiz, muhabbetsiz de gitmiyor, hic yalniz icmedim.

bir yaz, ustune ictigim tekilalarla anlasamiyor biralar, midemde isyan cikiyor. cok bozuluyorum biraya, votkaya ufuruyorum yelkenimi. votka neseli sivi, visneyle karisinca cingene palesi, nar suyuyla pek havali.

sevgilimden ayrildigim bir kis cok usuyor, konyaga yaziliyorum. bi kafekanyak diyorum, geliyor sicak.

boyle gidersen erken oleceksin diyor teyzem. teyzecigim, icmesem olecegim!

yillar once eksi sozluge yazdigim bu yaziyi bugun hatirladigim kadariyla yeniden yaziyorum.
gecen ay ucan hesabima atfolsun! sozlukte bir "layla" yok artik, varsa da o ben degilim, buradan devam ediyoruz.
bu arada ben ickiyi biraktim, kirk yilda bir iyisi varsa bir kadeh sarap, dost muhabbeti varsa bi duble rakiyi zor iciyorum. sarhos zamanlarda aradigim o seyi erken gitmeme gerek kalmadan galiba buldum. uzun yillarima malolduysa da demek boyle olmaliymis. her seyin bir zamani hatta sevgili kozde'nin dedigi gibi 'her seyin bi seyi var'mis.


14 Ocak 2014 Salı

11 Ocak 2014 Cumartesi

senin olan

aldirmazlik edemedigin igde agaci,
kokusuyla ayagini yerden kestigin.
bilmedigini sandigin
en iyi bildigin
sevgi
sensin.


29 Aralık 2013 Pazar

yola gidelim


rahatladikca aciliyor icimin cifit carsisi. 
hesaplasmalari, vedalari bitmeyen eski zamanlarda ben, yetimligimi, evsizligimi keceden abam yapip eynime, gerim gerim gerinirken, kendi gucume hayran, her sefer yeniden acarak jilet yaralarimi bayilirdim soylemeye sarkimi:


'uzun yola hukum giymisim.' *

"basima gelenler" herkesin kaldirabilecegi turden degildi, "ozel"dim. "kader beni secmis"ti, dunya sacma bi yerdi. bir huzun bulutu olarak yasamaktan zevk alirdim. yapilacak birsey yoktu, garibligim tescilliydi. vaktimi dolduruyordum, bitince gidecektim, bitene kadar icebilirdim.
hem boyle epey cekiciydim, uzaktan. rakiyi sek icen, kahvesine konyak katan cok kadin yoktu etrafta, hele sigaramin dumani sarap kizili saclarimi usulca tararken.

afili satirlar cikarip kitaplardan, hanceri iyice ittirip icimi kanirtirken, sizim sizim sizlamanin bitmez tukenmez zevkiyle tekrarlamak oyle magrur yapardi ki beni sarhos gecelerde, miyop gozlerimi uzaklara dikip gururla tekrarlardim:

'huzun ki en cok yakisandir bize.'*

bu durumdan sitkim siyrildiginda yirmilerimi coktan yarilamistim. bir aksam ada vapurunda mavi sacli bir kiz oturdu karsima. benden once davranip yakti sigarasini. guzel gozlerini ufka dikip rolumu kapti.
incelikle cizilmis dogmelerle suslu boynu, kollari, burnunda, kasinda, kulaginda, dudaginda sayilamayacak hizmasi, gozlerinde kocaman huznuyle, magrur, uzak, farkli, alimli ama garibdi.
iyi taniyordum onu, simdi burada yalniz olsak, saclarini oksasam mesela, basini nasil da gogsume yaslardi. biraz guzel sozden sonra belki uyumak isterdi. ben hep uyumak isterdim.

son afili misrami onun icin cikardim en klise siirlerden biriktirdigim heybemden:

"bir misafirlige gitsem,
bana temiz bir yatak yapsalar,
her seyi, adimi bile unutup uyusam"*

canim cocuk! simdi ondan daha mi iyi biliyorum bilmem ama o zamanlar kendime ne yaptigimi simdi biliyorum. simdi beni buralara getirenin onun durup durup soyledigi sozler oldugunu da biliyorum: "yola gidelim."
yola gitmek zorlu is. hancer yine kanirtiyor icre dogru. bu sefer aci yok. garip bir mutlulukla acemice yazilar dokuluyor. ne ise yariyorlar henuz bilmiyorum. kismetse goruruz, hayrolsun.



Leyla - Jehan Barbur

26 Aralık 2013 Perşembe

mutlu gunler



bazisi olduramaz bi turlu. 'bitmesin' diye dilek tuttuktan sonra kapidan cikip gidenlerin hikayesi demistim opucuk baligi icin. olduramayanlarin hikayesi. 
her sey cok guzel, bitmesin isterken, birseylerin ters gittigini icin icin bildiginden gidersin. gitmek istemiyorum diye cigerin porculse de, bazen birisi olmadigini yuzune bagiriyordur gidersin, bazen arkandan usulca gitme dese de biri, gidersin. 

git. 

kendini bul, kendinle baris, hayati bul, sevgiyi hatirla, masumiyeti bul. 

olduramayanlar icin, gitmek isteyip de gitmeye korkanlar icin yaziyorum. hani kurtlular icin. 

gitdim. 

oh ne iyi yaptim. simdi donsem de kalsam da her sey yine cok guzel yeniden. tam ve eksiksiz. 
boyle olmaliymis. sevgiye guvenip icindeki ucuruma parasutsuz atlayinca korkular yuzlerini tek tek gosterdiler, terk etme, terk edilme, basarma, basaramama, unutma, unutulma, yalniz kalma. 

sonra her biriyle tek tek yeniden, yakindan tanisip helallestim. 
ne olur basaramasam? ne olur unutulsam? yalniz kalsam? ne olur bes parasiz kalip kaldirimda gitar calan adamin yanina oturup sarki soylemeye baslasam? kitapcinin onundeki zenciyle dans etmeye baslasam? ne olur ben cirilciplak benden baska hicbir sey olamasam? yalnizca bu kadar olabilsem?
cok guzel oluyormus. hic tanimadiklarin el uzatiyor, taniyip bildiklerinin yureklerinin bildiginden de kocaman oldugunu goruyormussun. kocamanmis sevgi ve her yerdeymis. ben boyle pupa yelken gidebilir misim unuttugum zamanlardaki gibi.
her nefesin ve her yeni gunun nektari damagina yayiliyormus kendini birakinca.
hayat bildigin balli lokma. korkma, billa.
kendimle mutlu gunlere yelken actik, cok guzel, gelsenize.  

mutlu gunler icin asagidaki videoya, simdilerde vedalastigim opucuk baligi icin buraya: http://valizim.blogspot.com/2007/01/pck-bal-ie-telefon-ap-gelirken-buday-al.html   
   



5 Haziran 2012 Salı

Yoga mı Hoca mı?


Çetrefilli bir ilişkinin son demlerinde, bu ilişkiyi bitirmek gerektiğini kara kara düşündüğüm uykusuz gecelerden birinde efendi google’a ‘bağımdaşlık’ yazdım.
Nereden duymuştum bilmiyorum ama benimle ve bırakamadığım sorunlu ilişkimle bir ilgisi vardı.
Bakalım google bana yardımı olacak fikirler verebilir miydi?

Bir blog yazısı çıktı, tıkladım. Sonra çok şey değişti.

3 gün 3 gece, bazen zorunlu ağlama molaları vererek, bazen ‘haha evet işte tam da öyle’ diye gülerek o blogdaki yazıları, bazılarını tekrar tekrar, sabahlara kadar okudum.

İstanbul’da doğmuş, yaşadığım, gezdiğim, alkole, sigara dumanına, rock müziğe, yorucu ilişkilere bulandığım yerlerden benden birkaç yıl önce geçip gitmiş, sonra 3 kıtayı dolaşıp Amerika’da yaşamaya karar kılmış bu kadın sıkılıp başka dünyalar aradığım bu yerlerden uzakta, bana sıkıntılarımı ve rüyalarımı anlatıyordu.

Yazılarından birinde okuduğum bir sözü Hacı Bekir’in tarçınlı akide şekeri gibi ağzımda döndürüp durmaya başladım “istemediklerinle yüzleşmeden istediklerine kavuşamazsın”.

Sonra bir akşam blog yazarı “iki ay sonra İstanbul’da yoga derslerim başlıyor” yazdı bloğuna!
Hem de birkaç yıl önce Cihangir’de, evimin alt sokağında ara sıra gidip yoga yaptığım şu salonda olacaktı dersleri. Ertesi sabah işe gitmeden önce salona gidip kayıt yaptırmak istediğimi söyledim. Gelmesine iki ay vardı. Sabahları evde kendi kendime yoga yapıp o’na hazırlanarak beklemeye koyuldum.

bir kasım sabahı işe gitmeden önce yoga sınıfına girdiğimde, salona arkası dönük kendi yogasını yapan ufak tefek kadını gördüğümde boğazımdaki yumru yazıları okurken durduğu yere geldi yerleşti.

İlk dersler zorlu geçti. Hem bu arada biten çetrefilli ilişki, hem gelip giden o yumru hem de benim bir türlü açılamayan, pozisyonlarda titreyip duran güçsüz bacaklarım yüzünden.

Birlikte benim için çok zor 6 ay geçirdik. Sonra gitti. Dün akşam bir mektup gönderdi gittiği yerden.
Bu yazı o mektuba cevabımdır.












Hocam;

sen gideli ben her sabah yaptım yogamı.
Sınıfındaki en güçsüz bacaklar galiba benim. Diğerlerine yetişmem şimdilik mümkün görünmüyor ama kendimi her gün bir milim geçiyorum. Khaki Mudra’da topuklarım yere erişti, kurbağa'da popoyu yerden kaldırdım. Mayura ve hanuman hala uzak diyarlar ama hayal değiller artık.

Küstüğüm kemanı yeniden elime aldım. Nazlı'yla çalışıyoruz, o da harika bir öğretmen.

Seneye Amerika'ya senin oralara geleceğimi eşe dosta duyurdum, sabırla bekliyorum.

Daha önce de birkaç yoga deneyimim olmuş, derinleşemeden kalmıştı.
Şimdi hayatımı bunca değiştiren yoga sevdam mı sen misin emin değilim.

gorusmek uzere,
f.