19 Ocak 2017 Perşembe

Kadın Olmanın Muhteşemliği-1

Başlığın muhteşemliğine aldanmayın. Okuması, sindirmesi zor olabilir bir yazı dizisi bu.
Kendini anlamaya niyetli, tutunduğu kalıpları bırakmaya gönüllü, ben dediği kavramı sarsacak değişime cesaretli kadınlar için ip uçları ve biraz daha fazlasını içerir.

Sevdiğim, fikrini, zekasını, kalbini beğendiğim bir kadından taşan sorularla kıvılcımlanan bu yazıda, çok fazla soruya cevap arıyoruz.

Kadınlığımı hissetmeye ne zaman başladım, kadınlık algısının içinde önceleri nasıl kayboldum, erkeklerle, kendimle ve hayatla nasıl da şefkatsiz ve mücadele halindeydim?

Nasıl karşımdakini değiştirmeye çalışmadan, kendime de ona da şefkat ve sevgi beslemeyi öğrenerek (öğrendim mi?) değiştim, ilişkinin içinde rahatladım?

Tatmin hissediyor muyum? Tamamlandım mı? Bu soruların sonu var mı?

Uzun, derin, renkli, fırtınalı bir yolculuk olabilir, eğlenceli de olabilir, haydi tramola!*

Kadın olmaya dair ilk algım ne zaman başladı bilmiyorum, epey geçti. 14 yaşımdayken anneannem dedemin ona gizlice koltuk altımdaki tüyleri almam için beni uyarmasını istediğini söylediğinde bu durumu pek ciddiye almadığımı hatırlıyorum. Annem ve babam bu konularda epey rahatlardı ve ben Türkiye şartlarında çok şanslı bir kızdım. Dedem de rahattı aslında, sadece hala sokakta oynadığım için ve bana sokakta rastladığında diğer insanların ne düşüneceğini dert etmiş sanırım o gün için, sonrasında bu konu unutuldu gitti. Taa ki kıllarımdan rahatsız olan bir sevgili neden onları almadığımı ima edinceye kadar ben bu durumla pek yüzleşmedim. Yüzleştiğimde benimle ilişkisini kıl tüy düzeyine indiren sevgiliyi bıraktım.  

Bu yazıyı kıldan tüyden bir konuyla başlatmak niyetim yoktu aslında lakin kadınlık dediğimiz şey öyle kapsamlı ve engin ki her yerden baskılanarak, asıl içsel enerjimizle bağ kurmamızı sağlayacak gücümüz böyle en basit kıl-tüy halleriyle dahi nasıl da baskılanıyor, yazının dümeni kendiliğinden buraya kaydı, görünsün istedim.

Konu çok geniş olduğu için buradan sonrasını sorular ve bendeki cevapları okuyarak ilerleyeceğiz seyrimize.

İlk sorumuz:

- İçimde uyanan vahşi kadından korkuyorum. Sanki hiç kimse (ben ve bir partner) onunla başedemeyecekmiş gibi. Bazen kimseyle tatmin olamayacakmış gibi hissediyorum. Sizler bu uyanışlarınızla nasıl bir ilişkidesiniz? Bu soru sizlerde bir ifade buluyor mu?

-bu soru bende ve biliyorum ki çok kadında ifade buluyor. Cevabıma “içimdeki vahşi”leri tanıtarak başlayacağım. Kolay değil çünkü içimde birden fazla vahşi var.

Bir tanesi ağaç tepelerinde büyümüş bir kız. Mahallede koşup oynayarak, birdirbirde uzun boylu erkek çocuklarının üzerinden atlayarak büyümüş bir kız olarak doğallığı, anda kalmayı ve yaşam coşkumu çoğunlukla canlı tuttum. Babamı kaybettikten sonra yaşadığım ağır depresyonla geçen 20 li yaşlarımda dahi kendi içimdeki enerjiyi  korudum. bu enerji aslında cinsel enerjidir, tantraya göre her türlü enerji cinsel enerjidir, çünkü biz bu enerjiden varolduk. Enerjinizi ister sevişerek, ister dövüşerek, çalışarak, yaratarak, mücadele ederek, çocuk büyüterek, sanat yaparak, dans ederek ya da coşkuyla şarkı söyleyerek harcayabilirsiniz. Ben yogayla tanışana kadar koşar, dans eder ve sevişirdim. Yogadan ve aktif meditasyonlardan sonra koşmayı bıraktım, diğerlerine tam gaz devam ediyorum. Bir de yüzmeyi ekledim artık bunlara. Bu vahşiden korkmama gerek yok çünkü o çocukluğumdan beri benimle ve onu çok iyi tanıyorum. Neye ihtiyacı olduğunu biliyorum ve veriyorum o da bana coşku ve yaşam sevinci veriyor. Sizinki de oralarda biryerlerde elbette, hepimizde var çünkü.

Zihni bedeninden fazla çalışmak zorunda kalan kadınlarda bu vahşinin enerji boşaltımı ihtiyacının korkulara ve kaygılara neden olduğunu görüyorum ve alışık olmayan bünyeleri başlangıçta zorluyorsa da çözümü kolay. Hareket edin! kontrolsüzce ve disiplinsizce aşırı hareket edin.
Bazen müziğin sesini sonuna kadar açıp avaz avaz bağırarak dans edin, bazen tükenene kadar yüzün, koşun. Terden ölün, bayılacağım zannettiğiniz ana kadar titretin bacaklarınızı ve sonra kendinizi sırt üstü yere bırakın. Bunun ne büyük bir orgazm olduğunu ancak tüm gücünüzü vererek yaptığınızda anlayacak, tadını alacak ve hep yapmak isteyeceksiniz Bu hareketleri yaparken, coşkuyu hissederken kendinizi kötü hissediyorsanız lütfen bir travma terapistiyle çalışın. Çünkü bedenin normal coşkusunu yaşaması aslında korkulacak bir şey değildir, kendinizi bu yaşamdan mahrum bırakmayın.

Hareket etmek kendi başınıza yapabileceğiniz bir aktivite ve bununla bu vahşinin enerjisini ihtiyacı olan potansiyelde ona yaşatmak sizin elinizde. 
bunun yanı sıra elbette bedenin tek başına karşılamayı her zaman tercih etmeyeceği ihtiyacları da var ve eğer bu ihtiyaca tam olarak cevap ver(e)meyen bir partneriniz varsa onu da sağlığına, cinsel gücüne dikkat etmeye ve harekete davet edin.
İşte burası çoğumuzun tıkandığı yer. Bir erkeğe cinsel gücünün beni tatmin etmediğini ima etmem hem çok zor hem de böyle bir tavır karşımdakinde bir reddediş, kabullenmeme yaratmasa bile en iyi ihtimalle bu adam onu olduğu haliyle sevemediğim, değiştirmek istediğim için bana küser, kırılır.
Küsmüş ve kırılmış bir eril güç ise ihtiyacım olan şey değildir elbette. Burada bir kazan-kazan durumu yaratmak gerçekten zordur. ilişkilerin kırılma noktaları böyle anlardadır.

Bu eşikten güçlenerek ve çok daha derinleşerek çıkmak çok şefkatle, çok hassas yaklaşarak mümkün olabilir. Öncelikle karşımdakinden bir konuda değişmesini talep ederken, bu talebin alt metninde ona onu olduğu haliyle sevemediğimi söylediğimin bilincinde olmalıyım ki ne kadar kırılabileceğini ve sonrasında bunun onun değişme gücünü elinden alıp almadığımı hassasiyetle gözlemlemeye hazır olmalıyım. Değişmeye istekli mi? Bunun için kendisini yeterince desteklenmiş hissediyor mu? 
Bu değişimi kabul ediyorsa, bunun için atacağı adımlarda benim yardımıma ihtiyacı var mı, benden nasıl bir destek istiyor? Belki sadece sabırla ve sakince beklememdir ihtiyacı olan. 
Değişimler zordur ve zaman alır. Beklemeye, destek olmaya niyetli miyim? beklerken bu arada içimdeki patlayan coşku dolu vahşinin ihtiyacını kendi kendime karşılamam gerekli. Buna razı mıyım?

Birlikte büyüyebilen derinleşebilen ilişkilerde insanlar birbirlerine kendileri için asıl önemli olan ihtiyaçlarını dürüstçe söyler, bazen bunu hayallerindeki kadar tatmin edemeyeceğini, partnerinin sınırlarını, kapasitesini görüp kabul eder ya da kendi yollarına devam ederler. Başka seçenekler şikayet etmeye devam etmek ya da görmezden gelmektir ki  kimseye faydası olmaz, yaralayıcı ve yıpratıcı olur. Eninde sonunda patlar. İlişki yürür belki ama biri hasta olur.

Değişmek istemeyen sevgiliyi değişmeye zorlamak kabul etmesi zor ama saygısızca bir tavır. bir konuda değişmesi için inat ettiğim bir eski sevgili "diktatörce" bulmuştu bu tavrımı.
İstediğimi elde etmek için karşımdakinin halini eleştirmem ikimize de bir şey kazandırmayacaksa onunla değişmesi için çekişip durmak yerine kendim değiştiğimi ve artık arayışımın başka başka şeyler olduğunu kabullenip bu hayatta aslında hepimizin yalnız olduğuyla yüzleşmem gerekir.  

Birinci vahşimin macerasına az çok tanık olduk. 
İkinci vahşim hırçın, kızgın, öfke ve yaralarla dolu, tatminsiz, karanlık, saldırgan bir deli.
Onun sayesinde bugün bir danışman oldum. Onun hikayesi 2.yazıya. yazının devamını beklerken darbukalı güzel müzikler çalıp dans etmeyi ve hayatla ve her şeyle flört etmeyi unutmayın.
Bunları yaparken utancınızla da tanışacaksınız ve utanç bu yazı dizisinin biryerlerinde konuşacağımız, çoğumuzun prangası. O orada dursun, siz devam etmeyi, kutlamayı ve kutsamayı bırakmayın.
yazı uzun, hayat karmaşık ve güzel. Kadın erkek hepimize kolay gelsin. Her birimize tüm sevgimle.

Fulya Nanba. 

Hiç yorum yok:

Follow by Email